Dizi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Dizi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Kadın - Dizi Analizi


Bir sanat ürünü için seçilebilecek en iyi ve en sağlam isimlerden biridir "Kadın". Bu ismi kullanıp bir şeyler sunmak istiyorsanız kalitenin seviyesi yukarılarda olmalıdır. Hakkını verebilmelidir, yazarı, senaristi, yönetmeni... Fox TV'nin yeni sezon dizisi olan Kadın'ın yönetmenliğini Merve Girgin Aytekin, senaristliğini ise Hande Altaylı yapıyor. "Women" dizisinden uyarlandığını da belirtirsek eğer, Türk dizilerinin senaryo üretimindeki hantallığını bir kez daha dile getirmiş oluruz. Uyarlamaların verimsiz kaldığı birçok dizi gördük, bir o kadar da başarılı yapımlar karşımıza çıkmadı değil. Med Yapım ve MF yapım bu diziyi desteklemekte.

Kadın kelimesine TDK'da şöyle bir arattık: Sonuç: "Erişkin dişi insan, hatun, hatun kişi, zen" olarak karşımıza çıkmaktadır. Bizce yetersiz tanımlama olarak değerlendirilmiş. Kadın kelimesiyle en çok kullanılan kelimelerse şöyle: kadınana kadın avcısı kadın başına kadın berberi kadınbudu kadındüğmesi kadınevi kadıngöbeği kadın hareketi kadın hastalıkları kadın kadına kadın kadıncık kadınnine, kadın terzisi, kadın ticareti, kadınlar hamamı, ana kadın, ayşekadın, bohçacı kadın, genel kadın, kiralık, kadın, kötü kadın, temizlikçi kadın, yazıcı kadın, bilim kadını, ev kadını, hayat kadını, iş kadını, Osmanlı kadını, salon kadını, sokak kadını...

Dizide "kadın" karakteri Özge Özpirinçci tarafından canlandırılmaktadır. Caner Cindoruk ve Bennu Yıldırımlar'da ana karakterler arasında yer almaktadır. İlk fragmanından itibaren izleyicide merak uyandırmayı başaran dizi, adından da anlaşılacağı üzere "mağduriyeti" dile getirilen bir kadının iki çocuğuyla verdiği hayat mücadelesini konu edinmektedir. Mutlu bir evlilik sürdürürken beklenmedik anda kaybettiği eşinin ardından iki çocuğu ile maddi zorluklar içerisinde yaşama devam etme çabası sade bir gerçeklikle aktarılmakta. Biz izleyiciler hüzünlenmeye zaten hazırız, oyunculuk ve konu da izleyiciyi etkilemek için çok müsait. Aslında tam bir rating kurdu olabilir, bunu da içi boş söylemlerle değil de, Türkiye gerçekleriyle harmanlayıp sade ve basit bir sunumla başarabilir.

Türkiye'nin belli bir kesimine hitap ediyor olsa da bu dizi, aslında ev hanımlarından, kadın patronlara kadar tüm kümeleri kapsıyor. Çünkü kadın-erkek eşitsizliğini her alanda görebiliyoruz. En ucuz bütçeli yapımlarda da, en pahalı prodüksiyonlarda da... Erkek hegemonyası iktidarlığında kadınların hangi şartlar altında yaşadığını sadece Türkiye için değil, tüm dünya ülkelerinde de değerlendirmek gerekiyor.

Hegemonya: bir sistem içerisindeki bir elemanın diğerlerinden üstün, baskın olduğunu belirtir. Bu tanım, sürekli kendini yinelemektedir. Bu yinelemeye aracılık eden sosyal medya ve ana akım medya kötü olanı "kötü" diye lanse ederken aynı zamanda kötünün de olması gerektiğini gizli mesajlarla vermektedir. Örnek olarak gündüz kuşağı programlarına göz atabilirsiniz. Daha ciddi ve kapsamlı örnekler için izdivaç programlarına bakınız. Gazetelerin üçüncü sayfa klişesinden, kadınlara özel tasarlanan günlerin "boşluğuna", maddi bağımsızlığını elde edememiş kadınların eşlerine, ailelerine bağlı kalmak zorunda olmalarından, eğitimde kız çocuklarının yaşadığı dezavantajlara kadar birçok faktörü eleştirel bakış açısıyla irdelediğimiz zaman, karşımıza hiçte hoş bir sonuç çıkmayacağını göreceğiz. Üzgünüm ki, madalyonun iki yüzü olduğunu hatırlmak gerekiyor.

Hegemonyanın boyutları o kadar enteresanlık gösteriyor ki, sabah eşine şiddet gösteren bir erkeğin akşam olduğunda eşiyle birlikte olma isteğinin hangi bilimde bir açıklaması olabilir? Ben bunları yazarken Suudi Arabistan'da kadınların belli koşullar altında araba sürmelerine izin verilmiş. Gelin ötesini siz hayal edin.

Bu dizi bizlere "kadınların" yaşadığı onlarca sorun döngüsü arasından sadece belli başlı olanları göstermektedir. Ekrana yansıttıkları şimdilik sevildi. Bolca flashback kullanılan dizi, izleyicilere çok fazla git gel yaşatıyor. Sevimli bulanlarda olabilir, antipatik karşılayanlar da ... Dozu önemli. Oyunculuklar çok iyi. Özellikle çocukların göstermiş olduğu performanslar şahane... Yönetimde ve senaryoda da kadınların yer alması çok iyi hamle. Kadın sorunlarını en iyi kadınlardan dinleyebilirdik.

Ve kadınlar 
bizim kadınlarımız: 
korkunç ve mübarek elleri 
ince, küçük çeneleri, kocaman gözleriyle 
anamız, avradımız, yarimiz 
ve sanki hiç yaşanmamış gibi ölen 
ve soframızdaki yeri 
öküzümüzden sonra gelen 

-Nazım Hikmet Ran

Fi - Dizi Analizi

"Fi, deneyimin içinde kaybolmak yerine korkmadan deneyime sahip olmanın yolculuğudur. İçinde bolca bulunan manipülasyon, seks, aldatma ve aldanma hikâyeleri belki herkesin dikkatini çekebilir ama gerçeklerden yola çıkılarak ulaşılmak istenen yerde sadece farkındalık vardır.

Fi güzelliğin lanetlendiği, zekânın yağmalandığı, iyinin kurban edildiği ve kasaba kurnazlığıyla yönetilen bu gezegende, içine doğduğumuz bu kutsal hayatı kutlamak için yazılmıştır. Kendi potansiyelini keşfetme cesareti gösterebilmiş gerçek kişilere, çatlama cesareti gösterebilmiş tohumlara adanmıştır. Bir kişiye duyulan aşktan daha acımasız bir şey var mıdır?"

Fi kitabının arkasında yer alan cümlelerdi bunlar. Akilah Azra Kohen'in Fi-Çi-Pi üçlemesinin ilkidir. 2013 yılında raflardaki yerini almış ve 600 sayfalık bir kalınlığa sahiptir. "Bu hikayenin sadece inanılamaz tarafları gerçektir" sloganıyla yola çıkmış ve hatırı sayılır bir satış oranı elde etmiştir. Konusunu "insanların ihtirasları" olarak özetlemektedir. Altın Oran anlamına gelen "Fi"nin yazarı "Akilah" mahlasını kullanmaktadır. 




Dizi 60 dakikayı aşmamakla beraber internet ortamında izlenmektedir. Televizyonlardaki uzun süreli dizilere naçiz bir tepki, aynı zamanda da sansürsüz tavrıyla "gerçeklik" duyusunu izleyiciye naklediyorlar. İnternet'te yayınlanan ilk dizi veya ilk sansürsüz dizi örneği gibi yakıştırmalar yapılıyor fakat bu "ilk" kelimesi sanırım sadece şu şekilde doğrulanabilir: İnternet'te yayınlanan ilk kitap uyarlaması dizidir. Bu daha yakışıklı oluyor.

Dizinin oyuncu kadrosunda güzel isimler yer almakta. Ozan Güven, Mehmet Günsür, Berrak Tüzünataç, Serenay Sarıkaya temelli;Özge Özpirinçci, Osman Sonant, Büşra Develi, Sezin Akbaşoğulları, Tülay Günal Çimenser, Cengiz Cavadzade, destekli kadrosuyla kaliteyi yüksek tutuyorlar. Konuk oyuncu olarak Cem Yılmaz'ın katıldığını da eklemekte fayda var. Temel oyuncu kadrosuna birçok isim önerisi gelmesin rağmen, hatırı sayılır kitle de kadronun yerinde olduğunu yorumlarında bildirmektedir. Tabi birçok yorumda özellikle kitabı okuyan kitleden söz ediyorum, oyuncu seçimlerini beğenmiyorlar. Belli ki kitabı okurken hayal ettikleri karakterlerin dizideki yansımaları onlar için hayal kırıklığı olmuş. Tamamen göreceli bir konudur, kişiye göre ciddi farklılıklar göstermektedir. 

Ozan Güven'in canlandırdığı Can Manay karakteri için ilk intibaların olumlu olduğunu söyleyebiliriz. Karizmatik duruşu, jestleri, soğuk bakışları, bilgeliği, aşırı özgüveni ve başarılı psikiyatrist rolüyle ortaya çıkmış narsist kişilik bozukluğu kendisini ilgi çekici karakter haline getirmiş ilerleyen bölümlerde ise sahip olmaya çalıştığı kadın için yaptığı sıra dışı oyunların izleyici de ekşi bir tat bıraktığı söylenebilir. Altın orana takıntısı, bir bardak su isteyişi, Eti karakterine ani sarılışları ve sarıldıktan sonra aksi cümleler kurması vesaire... Duru için sınırlarını zorlayan biridir. Aslında tüm bunları aşk için yani saflık, güzellik, güven ve sadakat barındıran bir duygu olan aşk için yaptığını düşününce, kendimizi Manay Paradoksunun içinde buluyoruz. Oyunculuk başarısı kusursuz.

Arzulanan kadın olan Duru, dans için, kariyer için, başarı için ve istediklerini elde etmek için dünyaya gelmiş bir varlıktır. Bencilliği göze çarpan ilk özelliğidir. Kitapta hayal edilen Duru karakterine benzemediğini iddia  eden bir çok izleyici ile karşılaşabilirsiniz. Bunun temel nedeni Serenay Sarıkaya'nın Med Cezir dizisinde aldığı rolden ileri gelmektedir. Eğer yer aldığı ilk proje bu olsaydı yapılan yorumlar evrim geçirebilirdi. Şu da bir gerçek ki önceki dizisine göre oyunculuk anlamında ilerleme katettiği bir gerçektir. Deniz ile sevgililik faslı iki kavga bir sevişme olarak ilerlerken, Can Manay'ın ilgisine de net bir tonlamayla "hayır" diyememektedir. Sevgilisi tarafından hayatının merkezi olmak istemekte fakat bunun olamayacağını da gün geçtikçe farkına varmaktadır. Bu ve buna benzer sebepler ile mutluluğu dışarıda arayan kadın durumuna düşmek zorunda kalmıştır. Çünkü Can Manay, Duru'nun isteklerine cevap verebilecek etrafındaki tek erkektir. Öyle ki Manay, Duru için her şeyinden vazgeçmeye hazırdır. İlk bölümlerde dans çalışmalarıyla o kadar ön plana çekildi ki, bunu da dizi için aldığı dans eğitimlerine borçluyuz. İcra ettiği sanat konusunda bir hakimiyetim olmasa da göze hitap noktasında başarılı olduğunu söylemek yerinde olur. Aynı başarıyı canlandırdığı Duru karakterinde bulamadığımızı da eklemek doğru olur. 

Avrupa'nın temsili Türk erkeği Mehmet Günsür'ün karakteri Deniz hakkında söylenecek enteresan bir not yok. Hayatının merkezine sanat okulunu almasıyla burnunun ucunda olup bitenlere Fransız kalması, akademisyenleri öğrenci dostu, hatta sırdaşı gibi göstermesiyle, piyanoyu çalıyormuş gibi yaparken, "aslında gerçekten de çalıyor mu?" gibi düşündüren başarılı oyunculuğuyla temiz aile çocuğudur. Herkesin "eşit" olduğunu vurgulayan konuşmalarına tahammül edemeyen, pire için yorgan yakan bir sevgilisi var. 

Sadık Murat Kolhan karakteri paranın gücüyle varlığını sürdüren aile hayatında başarısız sonuçlar almış patron kişidir. Berrak Tüzünataç'ın canlandırdığı Özge karakteriyle pek alakalı görüyoruz kendisini. Gazeteci olan Özge Egeli'nin tüm gayesi Can Manay'ın gerçek kişiliğini ortaya çıkarmak olduğunu düşününce sığ bir karakter varsayımını yapabiliriz. Gel gör ki öyle değil işte. Cinsel eğilimlerinin farklı olduğunu bildiğimiz Özge karakterini bu konuda oldukça üstü kapalı işlendiği notunu düşüyorum. Sert, agresif ve inatçı halleriyle "helal olsun" dedirten kadın rolüdür. Sadık Bey ile bir ilişki düşünmediğini de ekleyelim.

Büşra Develi'nin payına da "Bilge" karakteri düşer. Adının hakkını veren bir öğrencilik dönemi geçirmektedir, Can Manay'ın radarına takılır, asistanı olur, hayatını değiştiren adam olduğuna karar verir. Aşık mıdır? Öyle düşünülür ama değildir fazla itaatkar ve sadıktır. Sıkıntılı bir baba ve engelli bir kardeşe sahiptir. Kendi halinde, sınıf arkadaşlarının ödevlerini ücret kaşılığı yapan, sınıfın inek modeline örnek gösterilebilir, ürkek ve birilerine, bir şeylere zarar vermekten kaçınan sade, zeki vatandaş. 

İnternet ortamında ilk üç bölümünün 10 milyondan fazla izlendiği, Vodafone Red'in sunduğu, sansürün olmadığı, reklamların göze aşırı sokulduğu iddia edilen 12 bölümlük bir projedir. Görüntü kalitesiyle alkış tuttuğumuz, yönetmenliğini Mert Baykal'ın yaptığı, arkadaş tavsiyeleriyle yayıldığını düşündüğüm dizidir. 60 dakikayı geçmemesi ve sansürsüz yayının kalitesine bizleri ulaştırdıkları için teşekkürlerimizi sunarız. Ay Yapım tarafından desteklenmektedir. 

12 Bölümü ardı sıra izlediğimizi düşünürsek, temposu hızlı başlayan, sonlara doğru ritmi düşen ve 11.bölümüyle şaşırtan finaliyle de garip tepkiler alan, genel bakışıyla başarılı olan dizidir. Hala tavsiye üzerine başlamadıysanız Fi'ye bir şans verin. Emin olduğum tek şey piyasa dizilerinden çok daha farklıdır. Bir avrupa tadı alabiliyorsunuz. Bir sezonda baştan sona sadece iki şarkı dinliyorsunuz bunlarda yeniden düzenlenmiş arejmanlar olunca tadı da farklı oluyor elbette. Uzun İnce Bir Yoldayım şarkısı favorim olmuştur. 


Akılda kalan repliklerden bazıları şunlardı:


  • Kim bi uçurumun kenarında açan menekşeyi alkışlar. Kim çok güzel doğdu diye ayı takdir eder. Ne menekşenin ne de ayın onaylanmaya ihtiyacı vardır. Biz kırda açan çiçek, gökteki ay değiliz. Bizi mağaradan çıkaran, uzaya gönderen ‘işini en iyi yap’ motivasyanu olamaz. Davut heykelini resmettiren, okyanusları aşdıran, atomu parçalatan güç bilinme isteğidir. Herkes gizli bi hazinedir. Herkes bilinmek ister.
  • İlahi bir işarettir bu. Bir çağrı. Hayatın boyunca o anı hatırlarsın. Çünkü o andan sonra hayatın eskisi gibi olmaz. Herkes keyfine bakarken biz nefesimiz kesilene,bitap düşene, bayılana kadar çalışırız. Uyumayız, yemeyiz, gezmeyiz, yaşamayız. Bedenimizi ruhumuzu hayatımızı bu tutkuya adarız. Biz verdikçe o ister. Bencildir kavgacıdır serttir. Kendinden başka hiç bir şey istemeyecek kadarda kıskançtır. Senden her şeyini ister. Emeğini, zamanını, enerjini. Sende kanının son damlasına kadar istekle şevkle verirsin. Her şeyi yaparsın. Bu acayip bir tutku. Bu fena halde hastalık.
  • Herkesin senin hakkında bir fikri var. Tanımları, sıfatları, sözcükleri.. Nasıl birisin, ne istiyorsun, neleri seversin, hayallerin nerde başlıyor, nerde bitiyor… Sen; birinin aşkısın, annenin kızı, babanın oğlu, başarılı, ezik, yetenekli, sünepe, güzel, çalışkan, merhametli, acımasız, kıskanç ya da sinsi… Başkalarının senin hakkında söylediklerini kendi gerçeğin sanabilirsin… Başkalarının hayallerini kendi hayallerin sandığın gibi. Gerçekte ne olduğunu sadece bir şekilde anlarsın: Seçim yapmak zorunda kaldığında. Ancak seçimlerin, sana ne olduğunu gösterir…

PuhuTV aracılığıyla izleyebilirsiniz. Altın oran hayatın içinde gizlidir. Görmek için hissedin.

2016 Yılının En Kötü 50 Yerli Filmi

   2016 yılı boyunca 525 film sinema salonlarında gösterildi. Bunlardan 356 tanesi yeni film iken 169 tanesi geçen yıldan devam edenlerdi. Bu 356 yeni filmden 223 tanesi yabancı ve 133 tanesi yerli filmdi. Benim izleyebildiğim yerli filmler içerisinden seçtiğim en kötü 50 filmin listesi burada. Finaller, dersler ve sosyal hayat derken izlemeyi kaçırdığım bazı yerli filmler olduğundan dolayı bazı filmler listeye eklenememiştir. Aslında listenin daha da uzama ihtimali söz konusudur. Maalesef 2016 yılında vizyona giren 133 yeni filmden 20 tanesi, belki de iyimser bir bakış açısıyla söylüyorum kaliteli denilebilir. Kalite olarak düşük olduğuna inandığım bu filmleri aşağıya kategori kategori sıraladım. Zevkler ve renkler tartışılmaz lakin Allah’ın bildiğini kullardan da saklamamalıyız.

Kategori 1: Korku Filmleri

   Genellikle yaz aylarında gösterime giren bu filmler, genellikle aynı senaryoya sahip olmakla beraber oyunculuk performansları olmayan filmlerdir. Yine kamerayı sallamayı efekt sanıp, gerilim müziği verince de korku filmi yaptık zannedilmesi üzerine ortaya çıktığını zannettiğim filmlerdir bunlar. Bu filmleri yazanların, çekenlerin, para harcayanların ve oynayanların nasıl bir ruh haline sahip olduğunu hep merak ederim, bu kadar para ile bu kadar kötü film yapmayı nasıl becerebiliyorlar diye. Maalesef ki vücuda giren virüs gibi sinemamızda hızla sayılarının çoğalarak artması üzücü bir durum. "Azem serisine ayrı bir parantez açıyorum bir yılda iki kötü film birden yaparak tebriği hak ediyor. "

İllet



Zuzula


Sekerat Son


Lanet: Uyanış 



Mel-Un


İfrit'in Diyeti: Cinnia


Ceberrut


Kabr-i Cin Mühür


Berzah: Cin Alemi


Ammar 2: Cin İstilası


Baskın: Karabasan


Azem 4: Alacakaranlık


Cinni: Uyanış



Azem 3: Cin Tohumu


Azazil 2: Büyü


Alamet-i Kıyamet


Üç Harfliler 3: Karabüyü


Siccin 3: Cürmü Aşk



Kategori 2: Komedi

   Recep İvedik fazla para kazandırdıktan sonra bu listedeki filmlerin büyük kısmı, biz de o kadar iğrenciz, biz de o kadar bel altıyız, biz de o kadar osuruyoz, sıçıyoruz mantığıyla çekilmiş gişe filmleridir. Bir kısmı da yaa komedi filmleri bu ara çok gidiyo belki bizim ki de tutar diye çekilmiş filmler ama filmden daha çok televizyonda ki sitcom örneği gibi.  Ve bu yıl osruktan teyyare adlı bu çalışmalar çok fazla tuttu, anlaşılan o ki seviyenin olmadığı komedi filmlerini gelecek yılda da bol bol göreceğiz maalesef. "Bu kategoride de Osman Pazarlamaya bir parantez açarak Şahan Gökbakar'ı, Recep İvedik'ten daha kötü bir film yaratmayı başardı, kendisini tebrik ediyorum."

Osman Pazarlama



Kolpaçino 3.Devre


Oflu Hoca'nın Şifresi 2


Yok Artık 2


Adam Mısın!


Babaların Babası


Nasıl Yani


Kızkaçıran


Leblebi Tozu


Baba Mirası


Yola Geldik


Sol Şerit


Türk Lokumu


Abbas'ın Melekleri


Değiştir Bakalım


Yıldızlar da Kayar: Das Borak


Oldu mu Şimdi



Kategori 3: Romantik Komedi, Aşk

   Televizyonda milletin kafasına ettik birazda sinema alanında milletin kafasına edelim, hem de para cukkalarız mantığı ile tek senaryodan çıkma, televizyon dizilerinde ki her hangi bir bölümden farkı olmayan filmlerdir. Bunların da olmazsa olmazı kesinlikle yakışıklı oğlan ve güzel kız ve onların saçma sapan aşkları. Bir tanesi de normal aşk yaşamıyor.  Yapımcılar zaten 140 dakikalık dizileriniz de herkesi birbiri ile çiftleştirdiniz bari sinemayı bırakın. "Bu kategoride de İkimizin Yerine'ye parantez açıyorum ve diyorum ki Nejat İşler gibi kaliteli bir oyuncuya yazık etmeyi başararak tebriği hak ediyorsunuz."

Kardeşim Benim


İkimizin Yerine


Hesapta Aşk 


İkinci Şans


Her Şey Aşktan


Dönerse Senindir


Kocan Kadar Konuş: Diriliş



Kategori 4: Parayı Veren Düdüğü Çalar

   Bu kategoride hiçbir sanat kaygısı gütmeyen sadece belli bir fondan aldıkları para ile tutulmuş bir grup bu alanda çalışan ama sanatçı olmayan insanların yaptıkları filmlerdir. İlk kategori ile beraber en kötü filmler bu kategoriye aittir. Umarız bir gün yaptıkları bu filmleri izleyip harakiri filan yaparlar da sinema severler olarak biz de rahat bi nefes alırız. "Bu kategoride her hangi bir filme parantez açmaya bile gerek yok, hatta film demeye bile"

Ateş


Dadaş


Sevdam Gözlerinde Kaldı


Ankara Yazı Veda Mektubu



Kategori 5: Kategori Yapamadığım Filmler

   Yılmaz Erdoğan'ın vizontele tadında film yapmaya çalışırken eline gözüne bulaştırdığı, oyuncu performanslarının harika olduğu ama senaryonun ve yönetmenlik açısından hayal kırıklığı olan film. Acun Ilıcalı destekli 3 Adam’ın İbosu ve ÇGHB’den Zeynep'in para var, oyuncu var, medya da var arkamızda diyerek senaryosu kötü ama oyunculukların güzel olduğu film yapmışlar, olmamış. Geniş Aile ise dizisi ne kadar güzelse filmleri de o kadar kötü olan yapımın ilk hatası; ilk film kötüydü, lakin insanlar diziyi özledikleri için gitmişti, siz bu gişe rakamını yanlış anlayarak ilk film gibi ikinci filmi de kötü bir şekilde çekerek hayal kırıklığı yarattınız. Son olarak Deliormanlı ise Çakallarla Dans ve çeşitli başarılı işler yapan Murat Şeker’in 1980’li yıllarda modası biten milliyetçi sosla kavrulmuş boks filmi ile hayal kırıklığı yarattı. İsimlerin ve oyucuların performans başarısı ile gişe yakalayan bu filmleri kategorize edemedim. O yüzden bu filmler kategori yapamadığım filmler arasındadır. "Bu kategoride Ekşi Elmalar'a bir parantez açıyorum ve bu kadar kaliteli oyunculardan kurulu bir kadroyla, Vizontele'yi, Bir Demet Tiyatro'yu yazan adam nasıl bu kadar kötü bir film yapar, işte bu yüzden Yılmaz Erdoğan'ı tebrik ediyorum."

Ekşi Elmalar



Küçük Esnaf



Geniş Aile 2: Her Türlü



Deliormanlı





Son olarak umarım 2016 yılında ki gibi sayısı bol yerli film ama içeriği kötü filmlerin olmadığı, Yeşilçam sıcaklığında, sanatsal, ödüllü ve tiyatro tadında filmler izlemek umudu ile…

Tüm sinema severlere iyi seyirler…


NOT: Bir önceki senenin en kötü filmleri listesine buradan ulaşabilirsiniz.